Saklıkent'te ilk iş ıslanmak, üstelik su beklediğinden soğuk. Kanyona giriş neredeyse hemen nehri geçmeni gerektiriyor, Toroslar'dan inen su da yol boyunca ısınmıyor. İnsanlar "tabiat parkı" yazısını okuyup sandaletle geliyor, sonra geçitte durup kafalarındaki planı yeniden kuruyor.
O geçit, günün geri kalanının nasıl geçeceğini gösteren iyi bir filtre. Saklıkent alışılmış anlamda bir yürüyüş parkuru değil. İki yanı dik kaya duvarlarla çevrili bir dere yatağında suyun içinde ilerlemek. Günün güzel mi yoksa berbat mı geçeceği de neredeyse tamamen yola çıkmadan önce ne bildiğine bağlı.

Bu yürüyüş gerçekte neyi içeriyor
Kanyon, Fethiye'nin iç kesiminde dağların arasına açılmış dar bir yarık. Duvarlar gökyüzünün büyük kısmını kapatacak kadar yüksek ve içeri girer girmez sıcaklığın düştüğünü hissediyorsun. İlk bölümde kaya yüzeyi boyunca yükseltilmiş bir yürüyüş yolu uzanıyor; herkesin fotoğrafını çektiği kısım da burası. Sonra o yol bitiyor, nehir geçişi başlıyor ve günün karakteri değişiyor.

Geçişin ötesinde artık dere yatağında yürüyorsun: akan suyun altında oynayan taşlar, bazı yerlerde sığ ve rahat, bazı yerlerde gerçekten suya girmen gereken kesimler. Kayaların üzerinden kısa tırmanışlar var. Hiçbiri teknik değil; ipe, rehbere ya da tırmanış tecrübesine ihtiyacın yok. İhtiyacın olan şey denge, soğuk suya tahammül ve ayağından çıkmayan bir ayakkabı.
Çoğu ziyaretçi bir miktar içeri giriyor, duvarların arasından ışığın indiği bir yer buluyor ve geri dönüyor. Daha ileri gitmek mümkün ama dere yatağı daraldıkça iş giderek zorlaşıyor. Herkesin ulaştığı tek bir "son nokta" yok, o yüzden kendine baştan hedef koymak yerine ilerledikçe karar ver.
Ne zaman güvenli değil ve bu neden önemli
Kanyon, Toros dağlarının kar suyunu taşıyor ve Saklıkent'le ilgili bir günübirlik geziyi gerçekten kötü bir karara çevirebilecek tek konu da bu. Erime hızlandığında kanyondaki su seviyesi yükseliyor, akıntı güçleniyor ve bir mevsimde keyifli olan rota başka bir mevsimde tehlikeli hale geliyor. O noktada yürünebilir dere yatağının yerinde, iki kaya duvarı arasında çıkış yeri olmayan hızlı ve soğuk bir kanal buluyorsun. Bu, yürüyüşün biraz daha az zevkli olmasından bambaşka bir mesele.
Zamanlama yıldan yıla değişiyor: ne kadar kar yağdığına ve o karın ne kadar hızlı eridiğine göre. Bu yüzden sana kesin bir tarih aralığı verip konuyu kapanmış saymak yanıltıcı olur. Yaz sonu ve sonbahar başı genelde suyun en durgun ve en alçak olduğu dönem. Onun dışında gitmeden önce yerinden sor ve cevap "hayır" ise bunu ciddiye al.
Yanına ne almalısın
Su ayakkabısı ya da ıslanmasına aldırmayacağın eski spor ayakkabılar. Günün işe yarayıp yaramayacağını belirleyen tek karar bu. Parmak arası terlikler akıntıda ayaktan çıkıyor, ıslak taşta çıplak ayak da insanların ayak bileğini burktuğu yer. Kuru kalmaktan çok tutuş önemli.
Telefonun için su geçirmez bir çanta, en azından ağzı kapanan bir kılıf. Yer yer diz üstü suda olacaksın ve istemeden suya oturma ihtimalin var.
Sonrası için üstüne alacağın sıcak bir şey. Sıcak bir günde bile kanyondan girdiğinden daha üşümüş çıkıyorsun, çünkü duvarlar rota boyunca güneşi kesiyor.
Akan suda kaybetmeye dayanamayacağın şeyleri geride bırak ve başının üstünde taşımak zorunda kalacağın bir çantayla yola çıkma.
Kimler bu yürüyüşe girmemeli
Su alçak değilse küçük çocuklar girmemeli. Akıntının hafif bir bedeni sürüklemesi için dramatik olması gerekmiyor; kaygan bir dere yatağında çocuk taşımak da kıyıdan bakınca geçiş kolay görünse bile kötü bir fikir.
Islak ve düzensiz kayada ayağı sağlam basmayan herkes de girmemeli. Dere yatağında tutunacak korkuluk yok, düz bir bölüm yok ve içeri iyice girdikten sonra geri dönmenin kısa yolu da yok.
Bu iki durumdan biri geçerliyse, girişteki yükseltilmiş yol yine de yerin ölçeğini, duvarları ve ışığı nehre girmeden görmeni sağlıyor. Bu da gayet meşru bir ziyaret. Pek çok insan tam olarak bunu yapıyor ve memnun ayrılıyor.
Fethiye gezisinde nereye oturuyor
Saklıkent iç kesimde, sahilin tam ters yönünde. Bu yüzden bir lagün gününden çok, aynı yol üzerindeki diğer iç bölge duraklarıyla doğal biçimde eşleşiyor. Fethiye ve Ölüdeniz çıkışlı cip safarileri sık sık bu yöne gidiyor ve burayı başka duraklarla birlikte programa koyuyor; araba kullanmak istemiyorsan makul bir yöntem.
Manzaralı bir yürüyüş yerine soğuk su ve ayağının altında oynayan taş bekleyerek gidersen, bu kıyının en iyi günlerinden biri olabiliyor. Sandaletle gidersen, geçitte durup geri dönsem mi diye düşünen kişi sen olursun.

